Mansur Yavaş: “ankapark’a Ne Yapacağımızı Ankaralılara Soracağız”

Mansur Yavaş: “ankapark’a Ne Yapacağımızı Ankaralılara Soracağız”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, önceki Başkan Melih Gökçek döneminde 801 milyon dolara maledilen ve sonraki süreçte çürümeye terk edilen Ankapark’a ilişkin, “Göreve geldiğim günden itibaren bununla ilgili birçok görüş bildirilmişti ama yarından itibaren bunu kamuoyuna açarak burayı nasıl kullanacağımızı soracağız” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, önceki Başkan Melih Gökçek döneminde 801 milyon dolara maledilen ve sonraki süreçte çürümeye terk edilen Ankapark’a ilişkin, “Göreve geldiğim günden itibaren bununla ilgili birçok görüş bildirilmişti ama yarından itibaren bunu kamuoyuna açarak burayı nasıl kullanacağımızı soracağız” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, çok uzun süren yargı sürecinin ardından 18 Temmuz’dan itibaren Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) devredilen Ankapark’ın için “Ankapark Değerlendirme toplantısı yaptı. Yavaş, toplantıda şunları söyledi:

“Bugün sizleri belediyemizin yaptığı güzel bir hizmeti, bir açılışı için toplamayı isterdim. Ancak, maalesef seçimden önce çok konuşulan, tartışma konusu edilen ve 2014’ten beri sürekli olarak; gerek yerinin yanlışlığı gerek yatırımın yanlışlığı gibi konular çok tartışılmıştı. Ama o günkü irade, bunun yapılmasına karar vermiş ve 801 milyon dolar gibi bir bedelle burayı yapmıştı.

“YARGI KARARI SONUCU BURAYI BİZ TESLİM ALMIŞ OLDUK”

Seçimden önce burası ihale edilmiş ve Mart ayında açılmıştı ve bir yıllığına kiralanmıştı. Kiralanma prosedüründe de birçok yanlışlık vardı. Şöyle ki 800 milyon dolarlık bir yatırımı bir kiracıya veriyorsunuz ama karşılığında 801 milyon dolara hiçbir teminat almıyorsunuz. Diyelim ki 29 yıllığına verildi. Burası 29 yıl çalışsa 29 yıl sonra burada gördüğümüz makinaların hangisi nasıl kullanılabilecekti, ne hale gelecekti? Bunun gibi birçok yanlışlıklar da vardı. Ama seçimden sonra buranın çalışması için o günkü işletmecinin bizden bir takım talepleri oldu. Bu taleplerin hepsini biz, yerine getirdik. Şöyle baktık olaya: Bu yatırım Ankara halkının paralarıyla yapılmış. Dolayısıyla hatasından, yanlışından daha çok bu harcanan paranın bedelinin korunması bizim için daha önemliydi. Buranın işleticisi de gerek üstü açık otobüsler istediler, yönlendirme tabelaları gibi isteklerinin hepsini biz yerine getirdik. Ancak daha sonra burasıçalışmadı. Çalışmayınca, bu arada da süresi bitti. Biraz sonra sunumda göstereceğimiz bazı hadiseler de yaşandı. Daha sonra biz kendilerinin çıkması için ihtar ettik. İhtar ettikten sonra da çıkmayınca biraz sonraki yardım prosedürünü göreceksiniz; çıkmayınca Kaymakamlığa başvurduk. Bu arada kendileri bizim aleyhimize dava açtılar, çıkmamak için. Mahkeme tedbir kararı verdi. Daha sonra biz, sözleşmenin şartlarını yerine getirmedikleri için biz dava açtık derken, pazartesi günü itibarıyla yargı kararı sonucu burayı biz teslim almış olduk. Bu arada tabii ki üç yıllık süre zarfında maalesef Ankapark bu hale geldi.

“ADETA YARGI ELİYLE ÇÜRÜTÜLMÜŞ BİR NOKTAYA GELDİ”

Zaman zaman bu konu, tartışma konusu oldu. Eski yönetim burayı yaptığı için çalıştırılmıyor gibi. Asla böyle bir düşüncemiz yoktu. Ancak bugün geldiğimiz noktada burası adeta yargı eliyle çürütülmüş bir noktaya geldi. Sizler de biraz önce her tarafını gezdiniz ve gördünüz.

“CUMHURİYETİN KURUCUSUNUN BİZE EMANET ETTİĞİ BİR YERE KAPISINDA BİLET PARASI ÖDEYEREK GİRİLMESİNİİÇİM ALMIYOR”

Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletine bağışladığı, Ankaralılara emanet ettiği bir arazi. Buraya böyle bir proje yapıldı ve bu kadar para harcandı. Biz olaya nasıl bakıyoruz? Buradan kurtarabildiğimiz, çalışır durumda olan ne var ne yok şu anda bunların tespiti yapılıyor. Burada ne yapabiliriz? Bunu Ankara halkına soracağız. Göreve geldiğim günden itibaren bununla ilgili birçok görüş gerek internet vasıtasıyla gerek karşılaştığımız zaman bildirilmişti ama yarından itibaren bunu kamuoyuna açarak burayı nasıl kullanacağımızı soracağız. Ama içimden geçeni söyleyeyim, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Cumhuriyetin kurucusunun bize emanet ettiği bir yere kapısında bilet parasıödeyerek girilmesini içim almıyor. Tamamen ücretsiz bir hale getirerek, burayı bütün Ankara’nın Atatürk’ün emaneti olduğunu bilerek kullanması için bu yönde çalışmalarımız devam edecek. Elbette ki bir kısım aletlerin sökülmesi, bir kısmının da kiraya verilmesi olabilir. Başka türlü aktiviteler olabilir. Bunu da söylediğim gibi gelecek görüşler üzerine hatta bir çalıştay yapmak suretiyle bunları değerlendirmeyi planlıyoruz ve asla ve asla buradaki bir kuruşun boşa gitmemesi için çalışacağız.

“BİZE NE TESLİM EDİLDİĞİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

Üzüntüm şudur: Birazdan kronolojik sırada göreceğiniz gibi adeta mahkemelere yalvardık. Burada günlük hırsızlık oluyor diye. Düşünün burası kiraya verilmiş, kullanım hakkı kiracıda. Biz, müdahale edemiyoruz. Ancak, etrafta gezen ANFA’nın ekipleri, bunları yakalarsa yakalıyor. Götürüyor, karakola veriyor. Yapabildiğimiz bu kadardı. Dolayısıyla bizim sorumluluğumuz, pazartesi tarihinden itibaren başlıyor ve pazartesi tarihinden itibaren de burada daha önce çalışmış görevliler ve belediye görevlileri ve bilirkişiler vasıtasıyla ne aldık, aldığımızda ne haldeydi bunları gerek görüntülü gerek bilirkişi raporuyla tespit edip Ankara halkıyla da paylaşacağız. Bize ne teslim edildiğini görmek istiyoruz.

“6,4 TANE FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ BURAYA HARCANDI”

Evet, buraya harcanan para 801 milyon dolar. Maalesef komplekslerinden midir nedir? Her şeyin en büyüklerini yapma sevdası var. Dünyanın bütün yerlerinde, her yerde; biz de gördük, böyle Disneyland gibi yerlerde 80-90 tane alet vardır. 1200 tane alet var diye övünüyor. Bu parayı harcayan hayır diyor 450 milyon dolar, bu da çok değil diyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 120 milyon dolara yapıldı arkadaşlar. 6,4 tane Fatih Sultan Mehmet Köprüsü buraya harcandı. Bunun yerine Ankara’ya neler yapılabilirdi? Ankara’nın tüm alt yapısı bitmiş olurdu. Hiçbir yeri sel basmazdı. Hala tamamlamakla uğraştığımız, Ankara’da susuz köy kalmazdı. Hala açıktan akan kanalizasyon kalmazdı. Bunu ne için anlatıyorum? Bunu bir belediye başkanının görevi esnasında asli görevlerini yapması için önceliklerinin ne olduğunu tespit açısından anlatmak isterim. Benim önceliğim, insan hayatı ve insan sağlığı ve Ankara halkının tertemiz parasının bir kuruşunun hayali yatırımlara, boş yatırımlara, çöp yatırımlara yatırmamak. Temel prensibimiz budur.”

“111 MİLYON 210 BİN LİRA OLARAK TESPİT ETTİLER. SADECE 50 BİN LİRA TEMİNAT İLE TAHLİYE İŞLEMİ DURDURULDU”

Yavaş, açıklamasının ardından gösterilen sunum ile birlikte Ankapark sürecini şöyle anlattı:

“8 Mart 2019’da sözleşme yapılmış. Bundan önce biliyorsunuz 6 kez ihale açıldı fakat hiç kimse girmedi. Daha sonra ihale yapıldı. Biraz önce söylediğim gibi nerde kaç çeşit malın teslim edildiğini bilemiyoruz. Bizim teslim tutanaklarına ulaşmamız gerekecek. Ulaşamıyoruz. Biraz önce gördünüz yerlere saçılmış malların hepsi. 21 Mart 2019’da resmi açılış yapıldı. 17 Ekim 2019’da birinci denetim ve hasar tespiti yapıldı. Çünkü sözleşmeye göre işletmenin yapması gereken şeyler vardı ve yapmıyordu. Kapattılar. Burayı kapalı tutmaması gerekiyordu sözleşmeye göre. Kendilerine ihtar çekildi ve bir milyon 85 bin lira ceza kesildi. Daha sonra tümden kapatıldı ve yazı verdiler. Biz burayı açacağız diye. Sözleşme ihlalini engellemek için sürekli dilekçe verdiler. 30 Nisan 2020’de bize kira bedeli olan 26 milyon 400 bin lirayıödemesi gerekiyordu. Ödemedi. İkinci denetim ve hasar tespitini yaptık bunun üzerine, üçüncü defa denetim ve hasar tespiti yapıldı. Kendilerine fesih ihtarnamesi gönderildi. Hasar ve delil tespiti davası açtık. Fesih için verilen 90 günlük süre doldu. Tahliye için kaymakamlığa başvurduk. İki kez kaymakamlığa başvurduk. Tahliye süresi doldu. Ancak kaymakamlık tahliye etmedi. İşletmeci bu arada bizim bu taleplerimize karşı bize dava açtı. Bu arada bizim yaptırdığımız hasar tespitinde o günkü tarih itibariyle buradaki zararı bilirkişiler, 111 milyon 210 bin lira olarak tespit ettiler. Sadece 50 bin lira teminat ile tahliye işlemi durduruldu. Bunlara itiraz ettik. 7 kez tedbir kararı kaldırılarak belediyeye teslimini hatta gerekirse biz onların adına teminat verelim yeter ki burası harabe olmasın diye talepte bulunmamıza rağmen mahkeme sürekli olarak reddetti. Yani buranın harap olmasını isteyen bir insan bu kadar uğraşmazdı herhalde.

“İŞLETMECİ HAKKINDA SAHTE SENET SUNMAYA TEŞEBBÜSTEN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

Bu arada biz dava açtık. 50 bin lira tedbirin uygun olmadığına dair istinafa başvurduk. İşletmeci hakkında sahte senet sunmaya teşebbüsten suç duyurusunda bulunduk. 25 Mart 2022’de parkın işletmecisi, resmen iflas etti. 6 Temmuz 2022’de de mahkeme parkın tahliyesine karar verdi. 18 Temmuz yani bu pazartesi günü itibariyle biz burayı teslim aldık.

“ŞEFFAF BİR BİÇİMDE KAMUOYUNA ANLATARAK DEVAM EDECEĞİZ”

Yarından itibaren kamuoyuna duyurmak suretiyle, neler yapılabileceğini bu elimizdeki hurdaları nasıl değerlendireceğimizi vatandaşa sorarak, bunu da şeffaf bir biçimde kamuoyuna anlatarak devam edeceğiz. Tabii ki kamu zararı ve bu parkı oluştururken yapılan ihalelerle ilgili savcılığa başvurduk. İnşallah hep beraber, Ankara halkıyla birlikte vatandaşa sormak suretiyle; çünkü para onlara ait. Nasıl değerlendireceğimizi kendilerine sormak suretiyle bir karar vereceğiz.”

Kaynak: ANKA Haber Ajansı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.